Ukrayna & Rusya Savaşına Nasıl Bakmalıyız?

Giriş

24 Şubat sabahı, Ukrayna coğrafyasında, Rusların sözde “özel askeri operasyon”unu başlatan füze saldırılarının haberi geldi.

Rusya kapitalizmi rakiplerine, silahlar dahil her tür yolla çıkarlarını korumaya hazır olduğunu gösterdi.

Devam eden olaylar şimdiden Rusya, Ukrayna ve Batı ülkelerinde milyonlarca insanın hayatını etkiledi ve muazzam miktarda propaganda ortalığa saçılmış durumda. Taraflardan biri Ukrayna ordusuna bağışta bulunmaya çağırırken, diğeri her yolla NATO ve ABD’yi zayıflatma çağrısı yapıyor. Ancak ikisi de yanlış. Batı emperyalizminin rolü iyi biliniyor olsa da, Rus yönetiminin gerçek motivasyonu farklı sloganlarla perdeleniyor.

Bu videoda temel şovenist argümanları gözden geçirmek ve bu olaylar karşısında komünist hareketin nasıl bir tavır alması gerektiğini göstermek istiyoruz.

‘Rusya, Ukrayna ve neo-Naziler’

Vladimir Putin ve burjuva Rusya Federasyonu’nun diğer temsilcilerinin bugünkü retoriği, Ukrayna’daki mevcut rejimin faşist bir rejim olarak sunulmasına dayanıyor. Rusya Devlet Başkanı’na göre, ülkede neo-Naziler iktidarı ele geçirdi; askeri operasyonun hedeflerinden biri de resmi olarak “Ukrayna’nın Nazilerden arındırılması” şeklinde açıklanıyor. Benzer bir tutum Rusya ve diğer ülkelerdeki bazı solcular tarafından da, bunun ABD ve NATO’yu zayıflatacağı iddiasıyla destekleniyor.

Öne sürülen argümanlar çoğu zaman şu başlıklara denk düşüyor:

Öncelikle, Ukrayna’da aşırı sağ örgütlerin ve askeri oluşumların varlığı;

İkinci olarak, Donbass’taki savaşa katılım, ülkedeki şovenist duyguların büyümesi ve siyasi terör eylemleriyle ifade edilenlerin, bunların faaliyetlerinin bir göstergesi oluşu.

Bu, Ukrayna hükümetinin Nazi doğasının reddedilemez kanıtı olarak sunuluyor.

Önce faşizm ve Nazizmin ne olduğuna bir bakalım. Faşizm, bir burjuva devletinin şu nitelikleri taşıyan özel bir siyasi rejimidir:

• Demokratik hak ve özgürlüklerin tamamen ortadan kalkacak şekilde baskılanması

• Demokratik güç odaklarının ortadan kaldırılması

• Devlet iktidarının tüm gücünün tek devlet başkanının elinde toplanması

• Polis terörüne geçiş, sansür mekanizmalarının kurulması

• Muhaliflerin büyük ölçekte bastırılması, baskı altına alınması, komünistlerin yok edilmesi ve işçi sınıfının bastırılması

• Şovenizm, yabancı düşmanlığı, milliyetçilik, bazı durumlarda -aşırı ırkçılık, etnik temizlik.

Böyle bir rejim, sosyo-politik çalkantı dönemlerinde kapitalist toplumu çöküşten ve toplumsal devrimden kurtarmak, işçi sınıfını ve komünistleri cezalandırmak için kapitalistler tarafından inşa edilir.

Ukrayna’da 2013-14 olaylarının sonucu olarak faşizme geçiş yaşanmış gibi görünebilir. Ancak durum o kadar açık değil. Meydan ayaklanması öncesinde bile Ukraynalı kapitalistler kamusal yaşamın tüm alanlarında egemendi. O zaman ve günümüze dek işçi hareketi ve komünistler iktidardaki rejim için ciddi bir tehdit oluşturmadı.

2014 burjuva darbesinin kilit anında sorun şuydu: Burjuva Ukrayna kendini hangi emperyalist kampa yönlendirmeli? Bu sorun, kapitalistlerin egemen bölmesindeki bir değişiklik ve daha gerici bir liberal demokrasi formunun oluşturulmasıyla çözüldü.

Modern Ukrayna, siyasi gericilikte bir yükseliş ve faşizme doğru bir eğilimle kendini gösteriyor. Bu burjuva demokrasisinin kademeli olarak kısıtlanması ve açık bir diktatörlüğe geçiş sürecidir.

Ukrayna’da bugün yaşananlar öncesinde burjuva demokratik özgürlükler büyük ölçüde korunuyordu; şimdi yönetici seçkinler askeri sıkıntılara ve Rusya’nın faaliyetlerine atıfta bulunarak işçilere yönelik baskılarını örtbas etmeye çalışıyor.

Faşist devletlerin diğerlerinden ayırt edilmesini sağlayan şey, çeşitli görüşte siyasi partilerin, seçilmiş bir parlamentonun bulunmadığı; elinde mutlak güç bulunduran otokratik bir diktatörün yönettiği bir rejimin işbaşında olmasıdır.

Şu anda Ukrayna yönetimi, gerçekten de milliyetçilik, ateşli komünizm karşıtlığı ve aşırı sağ unsurların kullanımıyla karakterize ediliyor. Ukrayna’da milliyetçi duyguların ve aslında en meşhurları “Pravy sektörü” ve “Azov” taburu olan açıkça neo-Nazi grupların olduğu iyi bilinen bir gerçek. Ancak bunlar Ukrayna’da nüfusun ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin çoğunluğunu oluşturmuyor. Bu durum, inşa ettikleri tarafın hiçbir zaman önemli bir güç haline gelmemesiyle de doğrulanabilir.

Bununla birlikte bu tablo, Rus kapitalist devletinin hamleleri, faşistleşmeyi meşrulaştırmak için kullanılabileceğinden artık değişebilir. Ukrayna’daki tüm milliyetçiler, faşistler ve neo-Naziler baştan beri haklı olduklarını iddia ediyor ve etkilerini artırıyorlar. Şovenist histeri, sosyalizm altında onlarca yıl barış ve dostluk içinde yaşamış iki ülke olan Rusya ve Ukrayna’da şiddetleniyor.

Şu soru sorulabilir: Ukrayna’da gerici bir rejim olduğunda Rus kapitalistleri daha az mı kötü olacak? Burjuva propagandasının peşine takılan sorumsuz “solcu” ve komünistler, genellikle Ukrayna yönetiminin kabul ettiği “dekomünizasyon yasasına” işaret ediyor.

Bu kişiler “dekomünizasyon” için yasa çıkarmanın hiç de gerekmediğini unutuyorlar: İster Rus, ister Ukraynalı olsun tüm bir burjuva toplumun ve her bir tekil kapitalistin çıkarları, komünizmle bağlantılı her şeyi çarpıtma, karalama ve susturmayı gerektiriyor. Önce SSCB’yi, sonra da onun mirasını ortadan kaldırmak için her türlü çabayı gösteren aynı kapitalistler değil miydi? Büyük Anayurt Savaşı’nda komünistlerin rolünü gizlemeye kalkan onlar değil mi?

Rusya yönetiminin Bolşeviklere “ulusal çıkarlara ihanet edenler” olarak yaklaştığı bilinen bir gerçektir. Ülke, komünistlerin düşmanları olan Beyaz Muhafızlar ve milliyetçilerin anısına sahip çıkmaya devam ediyor. Bugünkü askeri operasyon bile Bolşeviklerin politikalarının sonucuna dayandırıldı ve “Ukrayna’nın komünizmden arındırılması” sloganı altında devam ediyor.

D/LPR’deki (Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyeti’ndeki) “Rusich” ve “Ratibor” taburlarıyla Rus paralı askerleri olan “Wagner Group” gibi oluşumlara daha yakından bakmak gerek. Faşistleşme süreci, burjuvazinin aktif olarak işçilerin hak ve özgürlüklerine saldırdığı en büyük eski Sovyet cumhuriyeti de dahil olmak üzere, krize saplanan tüm kapitalist ülkelerin özelliğidir. Yukarıda Ukrayna’yla ilişkili olarak dile getirilenlerin çoğu burada da yaşanmaktadır.

Faşizmin belli bir formunun harici nitelikleri, diğer formları için hiç de gerekli değildir. Faşizm, diğer kapitalistlere yönelerek ortadan kaldırılmayacak olan belli ekonomik ve politik koşulların ürünüdür.

Eski SSCB ülkelerinde yaşamış olan sıradan bir insanın kavrayışında “Nazizm” teriminin mutlak kötülük ve insanlık dışı zulümle ilişkili olduğunu belirtmek gerekir. Bugünkü durumda bu, egemen sınıfların düşmanı kolayca şeytanlaştırmasına ve eylemlerinin desteklenmesini sağlayacak uygun bağlantıların kurulmasına imkân tanıyor. Sonuç olarak bu askeri operasyon, doğal olarak adil, “anti-faşist” nitelikliymiş gibi sunuluyor.

Rusya burjuvazisi, kendi sorunlarını çözmek ve bölgedeki çıkarlarını korumak istiyor. Rus birliklerinin operasyonunun, düşen yaşam standartları karşısında kitlelerin öfkesini boğması ve hükümete yönelik sarsılmış olan güveni yeniden inşa etmesi bekleniyor.

‘Rusya’nın amacı Donbass’taki ‘halk cumhuriyetlerini’ savunmak ve desteklemektir’

İlk saatlerden itibaren, medya ve hükümet yetkilileri bu operasyonun zorunlu bir adım olduğunu, Rusya’nın yeni ilan edilen cumhuriyetleri korumak için son çare olarak onları ele geçirmek zorunda kaldığını söylüyor. Putin, “özel askeri harekat” yapıldığını açıkladığı konuşmasında, “kan dökülmesi durumunda bunun sorumluluğunun bütünüyle Ukrayna rejiminin vicdanında olacağı” vurgusu yaptı.

İddiaya göre, bunun için tüm seçenekler tükenince, Rusya en azından kan dökülmesini önlemek ve “barışı zorlamak” için bu yola başvurmaya zorlandı. Peki gerçekte olan ne?

Birincisi, Rusya 2013-14 olaylarından çok önce Ukrayna’daki Rus yanlısı hareketleri aktif biçimde şekillendiriyordu. Medya, ideologlar ve politikacıların yanısıra çeşitli hareketlere sağladığı mali destekle etkisini derinleştiren Rusya, Ukrayna burjuvazisinin Rus yanlısı kesimini oluşturdu ve destekledi. Ve 2013-14’te meyvesini veren de tam olarak, bu siyasi hareketleri yaratan, “Rusya’yla birlik” sloganını öne süren vs. siyasi arkaplana diş bileyen kritik kitle oldu.

İkincisi, Kremlin, askeri uzmanlarının yardımıyla (başta Donbass olmak üzere) Ukrayna’nın doğusundaki şehirlerin protesto duygularını kontrol altında tutmayı ve Donetsk ve Luhansk’ta resmen bağımsız “cumhuriyetler” yaratmayı başardı. Böylelikle Rus burjuvazisi, enerji şirketlerinin çıkarlarını korumak ve etkinliğini sürdürmek için Ukrayna genelinde Rus yanlısı rejimin kayıplarını telafi edebildi.

Kiev’in kontrol edemediği bir bölgenin varlığı, Ukrayna ve Batı burjuvazisi için bir baskı aracı olma rolü üstlendi.

Dolayısıyla Rusya’nın buradaki rolü, hiçbir biçimde pasif gözlemle sınırlı değil. Ek olarak Rusya resmi diplomatik tanıma dahi olmaksızın ekonomik, kültürel ve askeri etkileşimini sürdürdüğü için, bu cumhuriyetlerin bağımsızlığının tanınması konusu yapay bir biçimde abartıldı.

Bu nedenle, Rusya Federasyonu sınırları yakınında, uzun vadeli bir çatışmanın varlığının burjuvazinin çıkarına olduğunu söylemek doğru olacaktır. Hakkında çok konuşulan Minsk anlaşmalarının gerçekte Donbass’taki katliam üzerinde neredeyse hiç etkisi olmadı ve aslında olamazdı.

Üçüncüsü, D/LPR’ye (Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyeti’ne) verilen bugünkü “destek” operasyon için sadece bir bahanedir. Amaçlanan, D/LPR’nin (Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyeti’nin) korunması olsaydı, mevcut sınırlar içinde tanınır ve sınır güvenliği sağlanırdı.

Askeri operasyonun nihai amacı, Batılı emperyalistlere baskı yapmak ve Ukrayna üzerinde kontrolü sağlamak; yeni pazarlar ve sermaye elde etmek için bölgedeki nüfuzunu güçlendirmektir.

‘Rusya kendisini NATO’ya karşı koruyor’

2022’nin başlarında, Rusya Federasyonu ve ABD arasında, Avrupa’daki güvenlik garantileri üzerine, diğer şeylerin yanısıra, Ukrayna’nın NATO’ya katılmaması konusunun da tartışıldığı müzakereler yapıldı – Rus yetkilerin düşmanlıkların patlak vermesinin temel nedenlerinden biri olarak sunduğu bu tehditti.

Elbette, Rusya Federasyonu ve NATO arasında artan gerilimi inkâr etmek mümkün değil. Gerçekler kendini ele veriyor: NATO’nun Doğu’ya aktif biçimde genişlemesi, silah ve füzelerin konuşlandırılması, Rus karşıtı söylem, Rusya Federasyonu’nun müttefiklerinden ve bağımlı devletlerden sistematik bir biçimde mahrum bırakılması ve bunun yanında Ukrayna’nın NATO’ya girmesine ilişkin müzakerelerin gündeme gelmesi. Fakat tüm bunlarla birlikte bazı önemli hükümler de unutuluyor.

Ukrayna’nın yakın gelecekte NATO’ya kabul edilmesi için birkaç önkoşul vardı: Yapılması gerekenlerin tümünü tamamlamadı ve en önemlisi, ittifakın kendisi, ne pahasına olursa olsun Ukrayna’yı kabul etme konusunda kesin bir isteğe sahip değildi.

Bugün bile ABD, bu durumun Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatabileceği iddiasıyla Ukrayna’yı NATO’da görmek istemiyor.

Operasyonu önceleyen olaylar dizisinde, Rusya burjuvazisinin gerçek kaygılarının gerekçesinin oluşturabilecek bir sebep bulmamız mümkün olmayacak. Hatta tam tersine. Büyük ölçekli askeri tatbikatlar, geniş askeri grupların sınırlara yığılması ve nihayet DPR ve LPR’den (Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Luhansk Halk Cumhuriyeti’nden) nüfusun hızlı bir şekilde tahliyesi – tüm bunlar Rus makamlarınca gerçekleştirildi. Bununla birlikte bu olayların özel olarak Rusya burjuvazisinin çıkarına olduğu söylenemez.

İkinci olarak, Ukrayna’nın blok-dışı konumu kendi başına onun, Batı emperyalizmine bağımlı bir müttefik olmaktan çıkacağı anlamına gelmez. Bunu mantıksal sonucuna götürürsek, Kremlin yalnızca Ukrayna’nın NATO’ya olası katılımından değil, asıl olarak ülkenin Batı sermayesine ait olduğu gerçeğinden endişe duyuyor. Putin’in halletmek istediği mesele tam olarak bu. Ve Ukrayna’nın Rus yanlısı niteliği, yalnızca askeri-politik alandaki dostça ilişkilerde değil, aynı zamanda ekonomik alandaki bağlantılı ilişkilerde de kendini gösteriyor. Bu durum, Rus oligarkların kârlarını artırmak ve konumlarını güçlendirmek için Ukrayna’yı kontrol altında tutma arzusu nedeniyle böyle.

Üçüncüsü, Rusya ve Batı (NATO) arasındaki mücadelede konumların eşit olduğu önermesi şüphelidir. Her iki tarafta da sıradan halk kesimlerinden aynı şekilde kâr sağlayan ve etki alanları, pazarlar, emek ve sermaye için bir biriyle rekabet eden kapitalistler, üst düzey yetkililer, şirketler ve üst düzey yöneticileri var. Ukrayna ordusu için bağış çağrısı yapan ve Rus halkını suçlayanların aynı şeyi Ukrayna, Avrupa Birliği ve ABD halkları için de yapması gerekir, çünkü onların hükümetleri de buna katkıda bulunuyor.

‘Rusya kendi ulusal çıkarlarını savunuyor’

Tüm kapitalist ülkelerin hedefi olan genişleme arzusu; genişlemek için girişimlerde bulunan, askeri-politik ittifaklar ve bloklar oluşturan, ekonomik birlikler kuran, diğer ülkeler üzerinde kontrol oluşturan Rus burjuvazisine yabancı değil.

Rus şirketleri yeni coğrafyalara göz dikiyor, yabancı işletmeleri bünyesine katıyor ve diğer ülkelerdeki işçileri sömürüyor. Bir yandan da aynısını yapan yabancı kapitalistlerin direnişiyle karşılaşıyor. Hal böyleyken sorun “ülke güvenliği” değil, “ulusal” burjuvazinin yabancı “ortaklarına” kıyasla daha iyi koşullar elde etmesi sorunudur.

En büyük Rus şirketlerinin bir çeşit “ulusal çıkar” olarak göstermeye çalıştıkları, onların bu özel çıkarıdır. Burjuva propagandistleri, emekçileri Rusya’nın “ulusal çıkarlarını” savunmak zorunda olduğuna ikna ettiğinde, bu sadece gerçeğin bir yüzüdür. Gerçeğin aslıysa, Rus yönetiminin öncelikli olarak ülkede iktidarı elinde tutan emperyalist burjuvazinin çıkarlarını savunduğudur. Tüm bunlar yalnızca Rusya Federasyonu’nun enerji, finans ve silah şirketlerinin konumunu güçlendirmek için yapılır ve bu gerekçelerin hiçbiri işçilerin çıkarlarıyla ilgili değildir. Tüm kâr ve getiriler önünde sonunda burjuvaziye gider, ortaya çıkan zorluklar ve talihsizlikler de emekçilerin sırtına yüklenir.

Sonuç

Ortaya çıkan tüm sorunlar, uluslararası burjuvazinin sınırlı bir bölmesinin çıkarlarıyla ilgilidir ve hiçbir şekilde emekçi halkın çıkarıyla ilgisi yoktur. Kendi ülkeleri onlara ait olmadığı ve üretilen tüm serveti kullanamadıkları gibi, hükümetlerinin uluslararası politikası da emekçilerin çıkarına değildir.

Kapitalistler zaten bundan yarar sağladı, ancak her iki ülkenin geniş halk kitleleri zarar gördü. Bu, kapitalizmin berbat bir sonucudur ve Ukrayna ve Rusya halklarına bela ve yoksulluk dışında bir şey getirmeyecektir.

Bu operasyonun başlamasından bir ay sonra büyük bir etkisi oldu. Rus perakende zincirleri fiyatları şişirdi. Avrupa’da petrol ve gaz fiyatları yükseliyor. Ruble değer kaybediyor ve çoğu zaman ortalama Rus halkının tasarruflarını yok ediyor. Birçok Batılı şirket Rusya’da veya Rus vatandaşlarıyla çalışmayı bıraktı. Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, bugüne dek servetini artırmayı sürdüren kapitalistlere değil, halka ağır bir yük olacaktır.

Egemen sınıf tarafından dayatılan gerici histeri, her iki tarafta da defalarca yükseldi.

Olayların hızlı gelişimi komünistleri paniğe düşürmemelidir. Burjuva propagandasına yenik düşmemek, olup bitenin özünü emekçi halka sakince ve sistemli bir şekilde anlatmak gerekiyor. Bu çatışmada alınabilecek tek gerçek konum, proleter enternasyonalizmin konumudur:

Emekçi halkın kurtuluşu ve dünya çapında sosyalizmin kuruluşu için…

Sosyal şovenizmin tüm biçimlerine karşı amansız mücadele;

Kapitalizme karşı mücadele.

İşçilerin ve komünistlerin etkili eylemleri ancak gerçek bir komünist örgütün varlığında mümkün olabilir, fakat ne yazık ki her iki ülkede de barış zamanında böyle bir örgütlenme oluşturulmamış durumda. Yine de, bu dönemde kapitalizmin ağırlaşan çelişkileri, kaçınılmaz olarak kitlelerin kendi konumunun ağırlığını kavramalarına yol açıyor. Şu anda tüm bilinçli komünistlerin çalışmalarını yoğunlaştırmasını ve bir an önce Marksist-Leninist teori ekseninde birleşmelerini arzu ediyoruz.

Emekçilerin paniğe kapılmamasını, provoke olmamalarını, alınan önlemleri takip etmelerini ve bu tür vahim olayların esas sebebinin kapitalizm olduğunu unutmamalarını diliyoruz.

Paylaşın