2. Dünya Savaşını Atom Bombası mı Bitirdi?

ABD’de 2. Dünya Savaşı hakkında en çok tekrarlanan yalanlardan birinin 1945’te Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombasının Japonların derhal teslim olmasına neden olduğudur. 6 Ağustos 1945 sabahı bir Amerikan B-29 bombardıman uçağı Hiroşima şehri üzerinde uranyum-235 içerikli atom bombası bırakarak 80.000 Japon sivilin anında ölmesine neden oldu. 9 Ağustos’ta ise daha büyük bir atom bombası olan “Fat Man” liman kenti Nagazaki’ye bırakıldı. Neredeyse hiçbir askeri birliğin bulunmadığı kentte on binlerce insan saniyeler içinde can verdi. Bombalamaların emrini veren Başkan Truman yüz binlerce sivil kadın, çocuk ve ihtiyarın infazı anlamına gelen bu kararını “hayat kurtarmak için” aldığını iddia etti.

Bu hikâyede Sovyetler Birliği’nin Japon İmparatorluğuna karşı takındığı tutum ve gerçekleştirdiği eylemler tamamen göz ardı edilmekte. SSCB ve Japonya Çin’in kuzeyinde yıllarca birbirleriyle savaştıktan sonra 13 Nisan 1941’de bir tarafsızlık anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma taraflardan birinin herhangi bir üçüncü ülkeyle çatışmaya girmesi halinde tarafların toprak bütünlüğünü savunacaklarını ve tarafsız kalacaklarını öngörüyordu.[2] Nazi ordularının Avrupa’da dağılmasından sonra savaşın devamını destekleyen tek önemli dünya gücü Japonya’ydı. SSCB Dışişleri Halk Komiseri Molotof 8 Ağustos 1945’te Japonya’ya savaş açıldığını bildiren aşağıdaki açıklamayı beyan etti:

“Sovyet Hükümeti bir Müttefik üyesi olarak Müttefiklerin tekliflerini kabul edip Müttefiklerin 26 Temmuz tarihli beyannamesine katılmıştır. Sovyet Hükümeti bu politikayı sadece barışa ulaşmada, halkları daha fazla zarar ve acıdan kurtarmada kullanılabilecek yegane araç olduğu için kabul etmekte olup Japon halkına Almanya’nın koşulsuz teslim olmayı reddettikten sonra uğradığı tehlike ve yıkımdan kaçınma olanağı vermek istemektedir. Bu hususlar neticesinde Sovyet Hükümeti, yarın 9 Ağustos itibariyle kendisini Japonya ile savaşta kabul edeceğini beyan eder.”[3]

Ertesi gün Kızıl Ordu Moğolistan içlerinde kalan Mançurya’ya ve Kore’nin Kuzeyine yönelik Mançurya Stratejik Saldırı Harekatı’nı başlattı. Sovyetler Birliği milyonlarca insanı on yıllardan beri süregelen Japon işgalinden kurtararak özgürlüklerini geri kazandıran bu harekatı bir buçuk milyon askerle yürütmüştü. Bu harekat Japon İmparatorluğu hükümetinin Potsdam Konferansı’nda belirlenen şartlarla teslim olmasını sağlamıştı. Sovyetler Birliği’nin Avrupa’da Almanya’yı yenerek ve Asya’da Japon emperyalizmini boğarak, Pasifikte savaşı bitirmek için nesnel koşulları zaten yaratmış bulunuyordu. Peki Başkan Truman neden nükleer cephane kullanmaya karar verdi?

General Georgii Zhukov (Ceorci Jukof) Amerika’nın nükleer silahları neden kullandığını şöyle açıklıyor:

““ABD Hükümetinin atom silahlarını kullanarak “soğuk savaşta” daha güçlü bir mevki elde edip emperyalist hedeflerini gerçekleştirmek istediği daha o zamandan anlaşılıyordu. Bu niyetleri 6 ve 8 Ağustos’ta fazlasıyla doğrulandı. Amerikalılar askeri açıdan asla ihtiyaç duyulmamasına rağmen barışçıl ve yoğun nüfuslu Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombaları bıraktı.[4]”

20 yüzyılın en büyük askeri zekalarından biri olan Zhukov ABD hükümetinin 1945’te atom bombalarını kullanmak için ahlaki ya da askeri herhangi bir gerekçesi olmadığını biliyordu. Bombaların sadece bir amacı vardı: sanayileşmiş Japonya’nın patronlarca sömürülmesi ve yağmalanması ve ayrıca uzak doğuda emperyalist amaçlarına hizmet etmek üzere bir üs tahkim edilmesi ki bu amaç ve eylem bugün hala geçerliliğini sürdürüyor. Başkan Truman şahsında Amerikan Emperyalistleri masum insanların yaşadığı iki şehri yerle bir ederken Sovyetler Birliğine karşı askeri bir güç gösterisinde bulunmuştu. Atom bombalarının kullanıldığı bu kitlesel katliamın savaşı bir başına bitirdiğini iddia etmek, tarihsel gerçekleri tümden reddetmek ve içi boş Amerikan milliyetçiliği yapmaktan başka bir şey değildir.

[4] Georgii Konstantinovich Zhukov, The Memoirs of Marshal Zhukov (1971).

Paylaşın