2. Dünya Savaşında SSCB Teknolojik Açıdan Geri mi Kalmıştı?

2. Dünya Savaşı hakkındaki en yaygın yanılgılardan biri SSCB’nin Alman Reich’ından (Rayhk) teknolojik olarak geride olduğu ve sosyalizmin Nazileri kendi halkını cephede acımasız şekilde feda ederek yenebildiğidir.

Sovyetler tarihini inceleyen bilim insanlarıysa son dönemde Sovyetler Birliğinin başarılı şekilde savunulabilmesi ve Almanya’ya karşı savaşın kazanılabilmesinde en kilit rolü Birinci ve İkinci beş yıllık kalkınma planları sırasında yaşanan hızlı sanayileşmenin oynadığı görüşünde ortaklaşmaktadır.

SSCB’nin sosyalist ilkelerle kalkındırılması tüm ulusal sanayi ve ekonominin dengeli şekilde büyümesine olanak sağlamıştı. Kalkınma patronların bireysel kârı gibi suni bir kısıtlamaya tabi değildi. Sosyalist ekonomi ulusun savunulmasındaki en büyük, en nihai silahtı. Josef Stalin bu konuda şunları söylemişti:

“Hız kesmek arkada kalmak demektir; arkada kalan yenilir… Eski Rusya’nın hikayesi… geride kalmışlığı için durmaksızın yenilmekten ibaretti… Gelişmiş ülkelerden elli hatta yüz yıl gerideyiz. Bu durumu hemen birkaç yılda gidermemiz gerek. Ya kalkınırız ya yeniliriz.”

Sosyalist inşa süreci ülke ekonomisini sosyalist sanayileşme ve tarım temelinde dönüştürerek hızla sanayileşme ve kalkınma getirdi. 1940 yılında üretim araçları ve ağır sanayi devrim öncesi 1913’teki rakamların tam 17 katına çıkmıştı. Bu yıla gelindiğinde Sovyet ekonomisi Amerika Birleşik Devletlerin hemen ardından dünyanın ikinci en büyük ekonomisiydi.

Çarlık Rusya’sında araba, traktör, alüminyum, magnezyum veya kauçuk üretimi yoktu. Savaş öncesi Sovyet petrol üretim miktarı çarlık Rusya’sının 3,5 katına çıkmıştı. SSCB’nin sadece doğu bölgeleri tek başına 1915’te Rus İmparatorluğunun ürettiğinin 2,3 katı kömür, 2 katı çelik, 1,7 katı kurşun ve 18.8 katı çinko üretiyordu. Ayrıca Sovyetler Birliği Çarlık Rusya’sının aksine, ekonomik üretim için yabancı kapitalist uluslara ihtiyaç duymuyordu. Tarımda makineleşmenin artmasıyla Sovyetler Birliği 1918’e kıyasla tarımsal üretimini birkaç kat arttırmıştı ve bu sayede işgal öncesinde devlet rezervlerini önemli derecede arttırabilmişti. Sovyetler çatışmanın yaklaşmakta olduğunu biliyorlardı ve savaştan önceki stratejileri askeri birikimi sürdürebilmek için olabildiğince çok vakit kazanmaktı.

Alman istilasının başlarında Beyaz Rusya’dan Moskova’ya kadar topraklar kaybedilmişti. Bu kayıplara rağmen Sovyetler fiilen Barbarossa Harekatı öncesinde ürettiklerinden daha fazla üretim yapmayı başarmış, 1940 ila 1944 yılları arasında mühimmat üretimini dört katına çıkarmıştı. Dört yıl süren savaşta fabrikalar 100.000 tank, 130.000 uçak, 800.000 sahra topu üretmişti. Her ay 3,400 askeri uçak üretilmişti.[5]

Kızıl Ordu’nun Whermacht’ı (vermaht) sadece sayı üstünlüğü ile yendiği iddiası yalan bir propagandadan ibarettir. Bu yalanı ilk defa çaresizlik içinde kalan Hitler ve Goebbels uydurmuştur. Tarihin böyle çarpıtılması ve bu yalanın tekrar tekrar söylenmesi Sovyet halklarının büyük fedakarlık ve cesaretlerine hakarettir. Ancak 1941’de Kızıl Ordu’nun trajik yenilgisi Sovyetler Birliğinin sonunu getirememiştir. Sovyet Ekonomisinin 1930lar ve 1940lardaki dönüşümü ve savaş zamanının gerçeklerini ele alırken ilkeli bir esneklik gösterebilme yeteneği Sovyet devletinin varlığını muhafaza edebilmesi ve faşizme karşı nihai darbeyi vurabilmesine olanak sağlamıştır. Sosyalist ülkenin vatandaşları insanın ne için dövüştüğünü bilirse her türlü zorluğa göğüs gerebileceğini ispatlamıştır.

 

Paylaşın