Zırvalar (6): Açık Toplum Palavrası

Sorun Bildir

Sorun Bildir


Açıklama:

Bu bölümde, popper’ın şu açık toplum idealine biraz daha ayrıntılı değineceğiz.  Popper tarihi şöyle anlatır. İnsanlar başlangıçta kapalı kabile toplumları içinde yaşıyordu. Kapalı toplumlarda her şeyi toplum belirliyordu ve bireyin bağımsız karar alanı yoktu. İnsanlar tamamen akıldışı biçimde yaşıyor, aklını hiç kullanamıyordu. Sonra bir gün, bundan yaklaşık 2500 yıl önce, atina demokrasisi, yani ilk açık toplum ortaya çıktı. Açık toplumda bireyin özgürlük alanı toplum karşısında giderek genişliyordu. İnsanlar ilk kez akılcı davranmayı öğrenmişti. 2500 yıldır insanlık tarihi açık toplumcu güçlerle kabile yaşamına dönmek isteyen kapalı toplumcu güçler arasındaki mücadeleden ibarettir. Açık toplumun örnekleri atina ile modern ingiltere ve ABD’dir. Kapalı toplumlar ise, geri kalanların hepsi. Buna göre bir taş devri kabilesiyle roma ve sovyetler birliği aynı toplum biçimini temsil ederler. Kapalı toplumcu güçler sürekli sinsi planlarla ve asıl amaçlarını gizleyerek, açık toplumu yıkmaya çalışırlar. O kadar gizli çalışırlar ki çoğu durumda kapalı toplum için mücadele edenler bile neye hizmet ettiklerini bilmez. Hollywood filmlerindeki terörist figürlerinin aynısı olan kapalı toplumcular, yani marksistler, her zaman bir köşede hazır beklerler ve onlara karşı açık toplumu savunmak için her şeyi yapmak gerekir. örneğin patronların iktidarına karşı olanlar, eğer ideolojik mekanizmalarla ve propaganda yoluyla yeterince etkisiz kılınamazlarsa, silah kullanmasalar bile, onlardan önce davranıp onları zorla bastırmak gerekir. (açık toplum cilt 1, 265) Ağır başlı bir felsefe profesörü gibi görünen popper, gerçekte emperyalizmin militan bir propagandacısıydı. Örneğin popper nükleer silahların dünya barışını korumaya yaradığını savunuyor, hiroşima ve nagazaki’ye atom bombası atılmasının alçakça bir insanlık suçu değil, yalnızca bir hata olduğunu düşünüyordu. Ona göre bu hatayı değerlendirirken yüz binlerce sivilin öldürülmesine odaklanmak yanlıştı. İşin odaklanılması gereken yönü, bu hata sonucu kamuoyunda bilimin sonuçlarına dair bir güvensizliğin ve sorgulamanın ortaya çıkmasıydı. (Richard Gault 1989 Science as Culture)

Yorumlar