Oportunizm Nedir? Troçkizm, Revizyonizm, Dengizm, Demokratik Sosyalizm, Anarşizm

Bir çok solcu, “oportünizm” ve “revizyonizm”i gerçekte hiçbir temeli olmayan saldırgan damgalamalar olarak görüyor ve yanlış anlıyor.

Oysa marksist teoride bunlar çok kesin olarak tanımlanmış bilimsel kavramlardır. İşaret ettikleri olgular, komünist hareket içinde bugüne kadar gelen kritik bir sorunu temsil etmektedir.

2. Geçmişte oportünizm kavramı, çeşitleri ve sonuçları

Oportünizm, işçi hareketi içinde işçi sınıfının gerçek çıkarlarıyla çelişen ve onu burjuvazinin işine yarayacak bir yola iten bir teori ve pratiktir.

Oportünizm uzlaşmalar ya da açık teslimiyet yoluyla, işçi hareketini son tahlilde kapitalistlerin çıkarlarına tabi hale getirir, yozlaştırır ve yenilgisine yol açar.

Proletaryanın devrimci hareketi içinde ortaya çıkan oportünizm, işçi sınıfı içindeki proleter olmayan eğilimlerin bir yansımasıdır.

“Oportünizm”, sol hareket içinde kapitalizm için zararsız, hatta devamlılığı için yararlı olan bir dizi fikir, taktik, eğilim ve pratik çözümü işaret eder.

Oportünizmin pratiği ve fikirleri, özellikle, kapitalist sistem içinde reform ve iyileştirmeler yoluyla, devrim olmaksızın sosyalizmin inşası üzerine sınıflar arası işbirliği teorilerini içerir.

Oportünistler, burjuva hükümetinin askeri harekatlarına destek ve uzlaşma sonucu veren eylemleri konusunda işçileri yanıltma eğilimindedir.

Oportünizm ayrıca aşırı gösterişli bir devrimciliği ve “her şey hemen ve burada” tavrını içerir; doğrudan eylem çağrısı yapar ve işçi sınıfını hazırlama ve güçlendirme gibi zorlu günlük işleri göz ardı eder.

Geçmişte oportünistler, işçileri burjuvaziyle uzlaşma çıkmazına sokarak ve kendilerini geniş emekçi kitlelerden tecrit ederek sosyalizm mücadelesine defalarca ihanet ettiler.

Örneğin, İkinci Enternasyonal liderleri, 1914’te Büyük Savaş’ın korkunç vahşeti içinde “kendi” emperyalist devletlerini doğrudan destekleyerek işçilerin çıkarlarına tam da bu yolla ihanet etti.

Alman Sosyal Demokratlarının oportünizmi, onları 1918 devriminin bastırılmasının sorumlusu burjuva hükümetin salonlarına götürdü. Bu, Alman işçi sınıfı için en trajik sonuçların ortaya çıkmasına yol açtı. Sosyal Demokratlar yüzünden Almanya’daki tüm gerçek devrimci komünist güçler tecrit edildi ve yenildi. Ve güçlü bir işçi hareketi bastırıldı. Bu süreç, aşırı sağ güçlerin güçlenmesi ve sonunda Hitler diktatörlüğünün kurulmasıyla sonuçlandı.

Oportünist çizginin bir başka örneği, Bolşevik Parti Merkez Komitesi üyelerinden biri olan Nikolay Buharin’in tutumudur. O ve takipçileri kategorik olarak Brest-Litovsk Barışı’na karşı çıktı. Bunun yerine Almanya’ya karşı, askeri ve lojistik olarak savaşa hazır olmayan Sovyet iktidarı için muhtemelen korkunç sonuçları olacak yeni bir savaş çağrısında bulundular. Buharin kendi deyimiyle “utanç verici bir barışa” katlanmaktansa, Sovyet Rusya’nın yenilgisini ve çöküşünü kabul etmeye bile hazırdı.

Oportünizmin benzer bir çarpıcı örneği, Troçki ve takipçilerinin Sovyetler Birliği için neredeyse ölüm-kalım meselesine dönüşen faaliyetleridir.

Tek ülkede sosyalizmi inşa etme ihtimalini reddetmesi, kısır bir sınıf mücadelesi karşısında hizipçilik ve çok partili sistem talep etmesi, dünya komünist hareketinde bölünmeye yol açması ve hatta Nazi Almanyasıyla savaşın arifesinde Stalin’in devrilmesi çağrısında bulunması Troçki’nin oportünist faaliyetlerinin sadece ufak bir parçasıdır.

Troçkistlerin bazıları, burjuvazi ve faşistlerle işbirliği yapıp, Sovyet iktidarını ve sanayiini kelimenin tam anlamıyla sabote ederek açıkça Sovyet karşıtı olmaya kadar gitti. Sonraki yıllarda, bu eğilimin dış temsilcileri Gorbaçov’un perestroykasını destekledi ve hatta Boris Yeltsin’i göklere çıkarttı.
Oportünizmin Şili için de ölüm-kalım meselesi olduğu ispatlandı. 1970’lerde, Salvador Allende’nin ılımlı ve barışsever reformizmi, proletarya diktatörlüğünü terk etti ve faşist Pinochet iktidarının yükselişine karşı kendisini güçsüz bırakarak, emekçi halkı silahsızlandırdı.

Bunların hepsi kendilerine sosyalist, marksist, komünist diyor; emekçilerin destekçisi olduklarını söylüyordu. Ancak gerçekte bu figürler, burjuvazinin işçileri aldatma ve kapitalizmi koruma misyonuna doğrudan ya da dolaylı olarak yardımcı oldu.

3. Revizyonizm

Oportünizmin en tehlikeli biçimlerinden biri Revizyonizmdir.

“Oportünist bir eğilim olan revizyonizm, marksizm-leninizmin konum alışlarının bilim karşıtı bir şekilde gözden geçirilmesidir… Revizyonizm, gerçekliğin yeni fenomenlerinin yaratıcı kavranışını gerekçe gösterir ve marksist teorinin pratikte sınanmış temel doğrularını tekrar masaya yatırır.” (Revisionism//Büyük Sovyet Ansiklopedisi)

Marksizmin revizyonu genellikle onun yenilenmesi olarak maskelenir, bu nedenle kesinlikle bunların ayırt edilmesi gerekir: Revizyon, teorinin mantıksız bir şekilde reddedilmesidir. Marksizmin yaratıcı gelişimiyse marksist teorinin temellerinin korunması ve yeni bilgilerle zenginleştirilmesidir.

Marksizme yönelik “yeni bir yaklaşım” söylemi arkasına saklanan revizyonistler, marksizmin temel doğrularını erozyona uğratır. İşçi sınıfının en zorlu pratik yenilgilerinin yolunu açacak bu faaliyetler, marksist teorinin tamamen yozlaşması sonucunu verir.

Revizyonizmin klasik bir örneği, 19. yüzyılın sonunda Marx’ın tüm teorisini gözden geçirme gerekliliğini ortaya atan Alman Sosyal Demokrat Eduard Bernstein’ınkiydi. Bernstein, çalışmalarında sınıf mücadelesi ve devrim yerine reformizmi geçirdi, emekçileri materyalist bir dünya görüşünden yoksun bıraktı. Onun fikirleri, Avrupa’da kapitalizmin dizginsiz egemenliğine ve emek hareketinin daha da parçalanmasına katkıda bulundu.

Marksizmin kısmi revizyonları, sözde sosyalist politikalar ve bilimsel yaklaşımın reddi Sovyetler Birliği’nin çöküşünün temel bir nedeniydi.

Revizyonizmin bir başka önemli pratik örneği, küçük-burjuva eylemleri ülkeyi korkunç toplumsal ve ekonomik sonuçlara götüren Çin’deki Maoist rejimin liderliğiydi.

Bir dizi başarısız deneyden sonra ÇHC liderliği, ülke ekonomisini iç ve dış kapitalistlerin insafına terk etti. Sonuç olarak, siyasi iktidarın burjuvazinin eline geçmesinin yolunu açanlar, onu kendi partileri içinde bizzat besleyen Çin Komünist Partisi revizyonistleriydi.

Tarihte, marksizmin revizyonunun emekçi halkları başarıya götürdüğü tek bir örnek bulamazsınız.

Oportünizme karşı mücadele ve sosyalizm

Marksizm, başından itibaren oportünizmle uzlaşmaz bir doktrin olarak gelişti. Marx ve Engels tüm hayatlarını bilimsel komünizm teorisinin inşasına adadı ve her zaman her tür oportünist akıma karşı aktif mücadele verdi. Proudhon’un küçük-burjuva sosyalizmine, Lassalle’in uzlaşmacılığına, Duhring’in idealizmine ve Bakunin’in anarşist maceracılığına karşı tutumlarını hatırlamak yeterli olacaktır.

Ekim Devrimi’nin başarısının yolunu açan, Lenin’in dinamik teorik çalışması oldu. Harekete egemen olan sosyalist-narodniklerin teorik tutarsızlığını ortaya koydu ve ardından Menşevikler, ekonomistler, otzovistler ve uzlaşmacı likidatörlerle uzun süren mücadelelere girişti.

Lenin, İkinci Enternasyonal oportünistlerini cesurca teşhir etti ve Troçki’nin yıkıcılığına karşı acımasız bir mücadele verdi.

Lenin’in mücadelesi ölümünden sonra da devam etti. 1920 ve 30’larda, Bolşevik Parti, Stalin ve arkadaşlarının liderliğinde, Troçkistler, Buharinciler ve o dönem ortaya çıkan başka birçok sağ ve sol oportünist sapmayla aktif olarak savaştı.

Birçok bakımdan, tarihteki ilk sosyalist toplumun inşasını, Sovyetler Birliği’nin kuruluş ve güçlenmesini sağlayan da bu mücadele oldu.

Tarih gösteriyor ki, Parti kendi saflarındaki oportünizmle aktif olarak mücadele ettiği sürece, komünistler iç ve de dış politikada büyük bir yenilgiyi tatmadı.

Günümüzde oportünizm ve revizyonizmle mücadele ihtiyacı
Oportünizm geçmişin derinliklerine terk edebileceğimiz bir kavram değil. Bugün hâlâ etkinliklerini sürdürüyor ve işçi hareketini fena halde yozlaştırıyor. Modern Sol’a nüfuz eden oportünizm rakip tanımaz bir şekilde egemenliğini sürdürüyor.
Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri, burjuva siyasetine başarılı bir şekilde entegre oldu. Demokrat Parti’nin eteklerine yerleştiler. Devrimci çizgiyi karşıya alacak sol kanat grubu olarak hizmet veriyor; reformizm ve sözde “ilerici”, şovenist emperyalizmin dogmalarını vaaz ediyorlar.
Oportünizmin sağ kanadında, AOC gibi figürler emperyalist darbe girişimlerini desteklemek için Devlet ile birlikte çalışırken, Oportünizmin sol kanadının tek yaptığı iş Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamalarını alıp onları tersine çevirmek. Bunu, sözde devrimci karakterlerini sergilemek için, söz konusu yabancı hükümetlerin sınıf karakterini çarpıtma yoluyla yapıyor.
Oportünist sahte-komünistlerin diğer fraksiyonları arasında Amerikan Troçkizmi, Maoizm, Anarşizm vb. gibi grupların kalıntıları bulunuyor.
Sol sapmaların beslendiği kaynak, sağınkiyle aynıdır: Burjuva ve küçük-burjuva unsurların proleterlerin en istikrarsız kesimleri üzerindeki baskısı. Sonuçları tamamen aynıdır – işçi sınıfının yönünün bozulması, devrimci hareketin yenilgisi ve faaliyetlerinin işe yaramaz önlemler paketine indirgenmesi.
Bu tür örgütler; teorik, pratik ve örgütsel olarak dikkatsizlik, düşünmeden yapılan eylemler ve her türlü protesto hareketine katılım gibi görüntülerle kendini belli eder. Teorik olarak doyumsuzdurlar ve genellikle “tüm solun birliği” için çağrılar yaparlar.
Bu tutum işçi hareketini yozlaştırır ve mevcut rejimi ya da kapitalist sistemi bir bütün olarak tehdit etmez.
Sonunda, bu solcular ya geleneksel reformizme kayacak ya da herhangi bir toplumsal protestoyu sınıfsal özünü değerlendirmeden desteklemek için hızlıca tantanalı bir eylemciliğe yönelecektir.
Çağdaş komünistlerin tüm düşmanca teori ve pratikleri püskürtmesi; kandırmacalara ve burjuva ideolojilerine karşı tutarlı bir mücadele vermesi zorunludur.

Sonuç

Görüldüğü gibi, oportünizm ve revizyonizm, komünistlerin sadece karşıtlarını damgalamak için kullandığı içi boş kavramlar değildir. Oportünist ve revizyonistler işçi hareketine büyük zarar veriyor.

Sınıf mücadelesinin teori ve pratiğini çarpıtıyor, işçi hareketini bölüyor ve bu şekilde bu mücadelede işçilerin yenilgisini ve kapitalistlerin zaferini garanti altına alıyorlar.

Joseph Stalin “Leninizm’in Temelleri Üzerine” adlı çalışmasında, oportünist sapmalara karşı mücadelenin, işçi sınıfının sermaye güçleri karşısındaki zaferinin zorunlu bir ön koşulu olduğuna işaret ediyordu.
Bu fikir daha önce Lenin tarafından savunulmuştu.

Proletarya Marksist Leninist teoriyle yönetilen güçlü ve disiplinli bir komünist partiye ihtiyaç duyar. Bu nedenle komünistler, komünist harekete zarar veren her türlü oportünizm ve revizyonizmi eleştirmek zorundadır.

Hangi türden olursa olsun oportünist ve revizyonistlerin tuzağına düşmemek, onları uygun zamanda tanımak ve teşhir edebilmek için teoriyi bilmek ve anlamak gerekir: Marksizm-leninizmi öğrenin, propaganda yapın ve bugün komünistlerin hangi faaliyetlerinin mevcut durumun doğasına uygun olduğunu pratik temelleri üzerinden kavrayın.