NEP – Sovyetler Birliği’nin Kuruluş Döneminde Ekonomi Politikaları

NEP Nedir?

Sovyetler Birliği’nde 1920’lerde uygulanan Yeni Ekonomi Politikası, yani NEP’e yakıştırılan pek çok hakaretamiz tanımlama bulunuyor. Bu politika, “Proletarya Devriminin sonu” veya “Bolşevikliğin çöküşü” olarak adlandırılıyor.

Bu dönem ayrıca, sıklıkla totaliter olduğu iddia edilen Stalin döneminin karşısına oturtulan “gerçek bir demokrasi dönemi” olarak da isimlendiriliyor. Son zamanlarda, modern Çin’deki kapitalist sistemin NEP’in benzeri olduğu iddiaları da ortaya çıktı.

Bu videoda, NEP’in ortaya çıkışındaki gerçek nedenleri, özünü ve yeni ekonomi politikasının neden olduğu sonuçları analiz edeceğiz.

1. NEP’in Nedenleri

1918-1922 arasında Rusya’daki iç savaş ve yabancı müdahaleler, işçileri yeni kurulmuş proletarya devletini savunma ödevine öncelik vermeye zorladı. Sovyet hükümeti tüm güçlerin ve maddi kaynakların ülkenin savunulması için seferber edilmesi anlamına gelen ve çoğunlukla “savaş komünizmi” olarak adlandırılan bir politika izlemek zorunda kaldı.

Savaş komünizmindeki önlemleri gıdaya el konulması, tüm sanayinin kamulaştırılması, şahıslar arasındaki alışverişlerin yasaklanması, çalışmayan sınıfların zorunlu görevlerde çalıştırılması, gıdada ve çoğu malda karne usulünün uygulanması ve tüm kaynakların devlet elinde merkezileştirilmesi olarak sayabiliriz. 1921 baharında, iç savaşın bitişiyle birlikte savaş komünizmiyle devam etmenin imkânsız olduğu anlaşıldı. Sovyet hükümeti geri çekilmek ve sermayeye karşı yeni saldırılar için güçlerini geliştirmek zorundaydı.

Sovyet cumhuriyetlerinde silahlı mücadeleden barışçıl yaşama dönüşüm zor koşullarda gerçekleşti. Birinci Dünya Savaşı ve iç savaş sırasında ülkenin ekonomisi tamamıyla çökmüştü.

Sovyet Rusya tam bir enkazdı. Şiddetli bir yakıt kıtlığı vardı. Halk ekmeğe, ete, kıyafetlere ve ayakkabıya ulaşamıyordu. Hesaplamalar göre 1920’deki sanayi üretim savaş öncesi üretimin yalnızca %14’ü kadardı, tarımsal üretim ise yaklaşık %50’si kadardı.

Kapitalistler ve toprak ağalarına karşı mücadele sırasında, gıdanın şehirlere paylaştırılması ve fazla olanın geri çekilmesi demek olan prodrazvyorstka uygulamasına köylülerin büyük kısmı katlanmıştı. Ancak, en gergin dönem geride kaldığında memnuniyetsizliklerini dile getirmeye ve kırsal kesime yeterli miktarda mal sağlanmasını talep etmeye başladılar. Derin ekonomik çöküş işçi sınıfı üzerinde etkiliydi. Sınıfın en istikrarsız kesimi hoşnutsuzluğunu açıkça göstermeye başladı. Karşı devrim Sovyet hükümetini devirmek amacıyla bir dizi ayaklanma örgütleyerek bu durumdan faydalanmaya çalışıyordu.

Böyle zorlu bir durumda, Sovyet hükümeti barışçıl bir yaşama geçişi gerçekleştirmeye başladı. Komünistlerin öncelikli görevi, tarımı canlandırmak, böylece sanayiyi yeniden kurmak için gerekli koşulların yaratılmasıydı

2. Partide Mücadele

Lenin’in 1921’in başlarında yazdığı Ayni Vergi isimli kitapçıkta bu dönemde Rusya’nın ekonomik durumu tanımlanmış ve analiz edilmiştir. Lenin sosyalist sistemin öncü rolüne rağmen küçük ölçekli üretimin Sovyet ekonomisinde hala üstün olduğunu göstermişti.

1920-1921’de sendika tartışmaları sırasında, Komünist Parti barış zamanındaki ekonomik gelişme için yeni bir yaklaşımın taslağını çizmiş, çeşitli parti içi fraksiyonlar buna karşı çıkmıştı.

Sıklıkla demokrasiyi destekleyici olarak pozisyon alan Troçki sert yöntemlerin uygulanmasını savunuyordu: Bunlar kamulaştırma ve sendikaların askerileştirilmesiydi.

Şlapnikov, Medvedev ve Kolontay’ın temsil ettiği “İşçi Muhalefeti” adlı kesim Sovyet sistemine karşı sendikaları savunuyordu.

Çeşitli fraksiyonlara karşı, Lenin, sendikaların komünizmin okulu olduğuna, bir işçi için devlet yönetimi ve ekonomi okulu, işçi sınıfı eğitimi için kitle örgütlenmesi okulu olduğuna işaret ediyordu.

Leninist taraf, askeri yöntemlerin çalışma yaşamına uygulanmasını koşulsuz olarak reddetti ve sendikaların ikna yöntemi temelinde çalışması gerektiğini söyledi. Lenin savaş komünizminin yeni koşullar altında devam etmesinin kaçınılmaz olarak Sovyet iktidarının ölümüne sebebiyet vereceğini vurguladı.

Parti örgütleri Leninist çizgiye katıldı. İç savaşın sonuçları, uluslararası burjuvazinin Sovyetler Birliği’ni yıkmayı beceremediğini göstermişti. SSCB’den katbekat daha güçlü olan düşman, Sovyetler Birliği’yle savaşa girmekten uzun zaman kaçındı.

Bu sırada, dünya devriminin gidişatı kapitalist ülkelerde yavaşlamıştı. Bu az gelişmiş ve harap olmuş Sovyet Cumhuriyetinin kendi ekonomisini yeniden kurmasını ve yine kendi başına sosyalist bir toplum inşa etmesini gerektiriyordu.

Yeni Ekonomi Politikası’na geçiş, Sovyetler Birliği’nde zafer kazanmış işçi sınıfının problemlerini çözmenin tek yoluydu.

3. NEP’in Başlangıcı

Bu politikanın ilk dönemi için esas öncelik, ekonomiyi canlandırmaktı.

Görev, ülkede tarımı diriltmekti. İşçilerin hükümeti bir dizi kararlı adım atmıştı:

Vergiler, toprak kullanımı ve kiralanmasına dair kurallar öncelikle küçük çiftlikleri destekleyecek ve kırsal alanın sömürgenleri olan kulakların fakir köylüleri sömürmesini önleyecek şekilde düzenlenmişti.

İkinci olarak, Sovyet hükümeti malların ücretlerini düzenledi, krediler ve teşvikler sağladı, köylü kooperatiflerine yardım etti ve sosyalist tarımın temeli olan artellerin, komünlerin ve devlet çiftliklerinin kurulmasını özendirdi.

Üçüncü olarak, köylü çiftliklerinde üretimin arattırılmasını ve kolektivizasyon sürecinin ilerlemesini amaçlayan geniş çaplı bir tarım propagandası başlatıldı.

Mart 1921’de toplanan Komünist Parti 10. Kongresi, Lenin’in, prodrazvyorstka’nın yerine ayni vergi uygulanması planını kabul etti. Ayni vergi köylülerin koşullarını kayda değer ölçüde kolaylaştırdı. Bu vergiler önceki vergi dağılımından çok daha az olduğu için köylüler fazla ürünü sanayi ürünleriyle değiştirmede kullanabiliyordu.

Gıdaya el koyma sisteminin yerini ayni verginin alması hem köylülüğün hem de sanayinin büyümesini hızlandırdı. Kişisel çıkar desteklendi, işgücü verimliliğini arttırmak ve bu yolla da tarımsal üretimi arttırmak için koşullar yaratıldı. Ayrıca, ayni verginin boyutu sınıfsal konuma bağlıydı; kulak çiftlikleri çok daha büyük oranda vergilendiriliyor, fakir köylüler tamamen muaf tutuluyordu.

Komünist Parti’nin 10. Kongresi’nde ayrıca kooperatifler ve ticaret yoluyla yerel ekonomik döngü içinde takasın kabul edilebilirliğine ilişkin bir karar da kabul edildi.

Ürün takasının spekülasyona karşı bir silah haline geleceği ve özel sermayenin sosyalist sanayi ile köylüler arasındaki aracılığını sınırlandıracağı varsayılmıştı. Devlet ekmekle takas yapılabilmesi amacıyla kooperatiflere özel bir emtia fonu aktardı. Fakat kendilerini yalnızca yerel ekonomiyle sınırlamaları ve malların takası çerçevesinde kalınması mümkün değildi. 1921 sonbaharında büyük fuarlar canlanmaya başladı ve ticaret borsaları açıldı.

1921-1922 yıllarındaki ayni vergi, 1920-1921 Prodrazvyorstka döneminde toplanan 7 milyon tona karşılık 3.931.200 ton buğday olarak belirlendi.

24 Mayıs 1921’de yayınlanan karar “takas, satın alma ve satma hakkının el sanatı ile küçük sanayinin ürünleri ve malları için de uygulanacağını” ilan etti.

Devlete ait işletmelerde üretilmiş ürünler piyasaya değil devletin emtia takas fonuna gitmeliydi.

1921 yazındaki tecrübe, ticaretin geliştirilmesi yönünde daha fazla adım atılmasının bir ihtiyaç olduğunu gösterdi. Lenin’in söylediği gibi “…alış ve satıştan oluştuğu varsayımına dayanan anlamıyla emtiaların takasına dayanan sistem çöktü.”

Yerel ekonomik döngüden devlet regülasyonu altında serbest ticarete geçiş ihtiyacı bulunuyordu. Öncesinde ticaret için belirlenmiş sınırlar genişlemekteydi. Ticaret özgürlüğü ilk kez ülkede kapitalizmin canlanması anlamında kullanılmaktaydı, fakat proletarya devleti ulusal ekonomi üzerindeki kontrolünü korudu.

Lenin ticaret özgürlüğünün önlenemez biçimde kapitalist unsurların yükselişine sebep olacağını söylemişti. Soru şuydu: İşçi sınıfının siyasi egemenliğinin temellerini baltalamadan ticaret özgürlüğü yeniden tesis edilebilir ve kapitalizmin gelişmesine izin verilebilir mi?

Lenin cevaplıyordu:

Evet, ölçüsüne bağlı olarak bu mümkün. Eğer biz küçük miktarlardaki ürünleri bile toplayıp bunları proletaryanın siyasi gücünü kullandığı devletin elinde tutabilirsek ve eğer biz bu ürünleri devlet olarak dolaşıma sokabilirsek, siyasi gücümüze ekonomik güç ekleyebiliriz.”

Ticaret tüm zincirin hakimiyeti için temel parça haline gelmişti. Lenin bu problem çözülmeksizin sosyalist kuruluşun gerçekleştirilemeyeceğine işaret ediyordu.

Komünizm ve ticaret? Kulağa tuhaf geliyor. İkisi bağlantısız, aykırı, farklı uçlar gibi görünüyor. Fakat, eğer ekonomik açısından bakarsak, küçük köylülerin babadan oğula geçen tarımı komünizme ne kadar uzak değilse buna da o kadar uzak değildir.” V.I. Lenin

Ticaret küçük ölçekli köylü tarımı ve büyük ölçekli sanayi arasındaki olası tek ekonomik bağlantıydı.

Komünizmin ve Sovyet iktidarının düşmanları NEP ve ticareti, kapitalizme bir taviz olarak kabul ediyorlardı. Gerçekte ise serbest ticarete giriş sadece köylülere verilen bir tavizdi ve bu durum işçi sınıfı ile köylülük arasında ekonomik bağları tesis edip güçlendirmek için yapılmıştı.

Lenin, işçi sınıfı toprağı, büyük ölçekli sanayiyi, demiryollarını, su taşımacılığını, bankaları ve ulusal ekonominin diğer sektörlerini elinde tuttuğu için, kapitalizmin belirli miktarda canlanışının proleter devlet için korkutucu olmadığına inanıyordu.

Kominternin 4. Kongresi’nde yaptığı konuşmanın taslağında Lenin şöyle yazmıştı:

NEP’in planı, fikri veya özü nedir?

1) toprağın devletin elinde olmasının korunması;

2) üretim, ulaşım araçları gibi alanlarda yönetimin korunması;

3) küçük ölçekli üretimde ticaret özgürlüğü;

4) devlet kapitalizmi, yani özel sermayeyi (ve tavizlerle karma şirketleri) desteklemek . ”

Bu bağlamda, Lenin’in yeni ekonomi politikasının en önemli parçası olan kooperatif planı doğmuştur. Lenin’in planına göre, proletaryanın iktidarında köylülerin sosyalist kuruluşa katılımı, önce pazarda sonra da tarımsal ürünlerin üretilmesinde kolektivizmin ilkelerinin aşamalı olarak sokulması ve kooperatifçilikten geçmektedir. Lenin, kooperatifçiliği, öncelikle milyonlarca insanı sonra da sosyalizm mücadelesinde bütün nüfusu birbirine bağlayacak bir yol olarak görüyordu.

Yine de kooperatifçilik tek başına sosyalizm anlamına gelmemektedir. Kapitalist toplumlarda, kooperatifler, kapitalistlerin hakimiyeti altındaki piyasa ekonomisi şartlarında çalışmaya zorlanmaktadır ve kapitalizmin kooperatiflerde birleşilerek yok edilmesi imkansızdır.

Proletarya iktidarında ise kooperatifçilik, Lenin’e göre sosyalizme çok yakındır. “…üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti ve burjuvazi karşısında proletaryanın sınıf zaferi düşünüldüğünde, modern kooperatifçiler sistemi sosyalizm sistemidir.”

Lenin ağır sanayiye çok önem veriyordu. Sanayinin ve ulusal ekonominin diğer sektörlerinin teknik yeniden teçhizatını sağlayan, bu sanayiyi sosyalist kuruluşun ana kaynağı olarak görüyordu.

Sınırlı yakıt, hammadde ve yiyecek, proleter devleti, Lenin’in NEP altında devlet kapitalizmi biçimlerinden biri olarak gördüğü bazı küçük işletmeleri kiraya vermeye zorladı. 1 Ocak 1923’te, tüm kamulaştırılmış işletmelerin %10’una karşılık gelen toplamda 4.330 imalathane kiralanmıştı. Bu sayı sadece gerçek kişileri değil, kooperatifleri ve diğer organizasyonlara kiralanan işletmeleri de içermektedir.

NEP altında izin verilen en yaygın devlet kapitalizmi işletme tipi “imtiyaz”lardır. Komünist Parti işletmelerin yerini imtiyazlara devrederek, iki hedefi gerçekleştirdi: Bir taraftan, Lenin’in ifadesiyle “emperyalistlerin dikkatini üzerimizden alacaktı”, diğer taraftan Sovyet Cumhuriyeti’nin bağımsız olarak geliştiremeyeceği endüstrileri canlandırıyordu.

Açıkça kabul ediyor ve gerçeği saklamıyoruz, devlet kapitalizmi sistemi içindeki imtiyazlar kapitalizme taviz vermek anlamına gelmektedir. Fakat biz zaman kazanıyoruz ve zaman kazanmak her şeyi kazanmak anlamına geliyor.”

İmtiyazlar üretimi kapitalistlerin ellerine devretmek anlamına gelmiyordu. 1922’de Amerikadaki Birleşik Tekstil İşçileri Sendikası, Sovyet hükümetiyle Rus-Amerikan Sanayi Şirketi RAIC’i kurdu. Petrograd ve Moskova’daki bir dizi tekstil ve hazır giyim fabrikasının transfer edildiği, 17.500 işçi çalıştıran 34 endüstriyel tesisin kurulması veya iyileştirilmesi için 2 milyon dolar topladı.

Sonuçta, 1921-1926’da, Sovyet iktidarı yabancı kapitalistlerden imtiyaz sağlanması için yaklaşık 2000 teklif aldı, fakat yalnızca 135 sözleşme akdedildi.

NEP’in başlangıç evrelerinden itibaren sanayideki özel sermayenin rolü son derece önemsizdi. 1925-1926’da kayıtlı sanayi içinde toplam gayri safi üretimin yalnızca %4’ünü ve toplam işçi sayısının yaklaşık %2,6’sını kapsıyordu. 1925’te 43’ü sanayide olan 92 yabancı imtiyaz SSCB’de faaliyet göstermekteydi. İmtiyaz işletmelerinde toplam 54 bin işçi çalışıyordu.

Tüm özel sanayinin payı (kayıtsız-küçük sanayi ve zanaatlar dahil) 1924-1925’te %24’e ulaşmıştı, fakat bu küçük sanayinin kayda değer kısmı işçi çalıştırmayan zanaatkarlar ve esnaflardı.

Sovyet imtiyazlarının özünün anlaşılması için şurası önemli; imtiyaz işletmelerindeki işçilerin hakları ülkenin yönetimindeki proletarya iktidarının teminatı altındaydı ve korunuyordu.

NEP’e geçiş ayrıca devlet sanayisinde yeni örgütlenmeleri gerektiriyordu; tröstler ve sendikalar kuruldu. 1923’ün başlarında, doğrudan Ulusal Ekonomi Yüksek Konseyi’ne bağlı 172 tröst ve 258 yerel tröst vardı. O gün var olan 17 sendika, 170 tröstün ve 48 tröstleşmiş işletmenin ticari faaliyetlerine yoğunlaşmıştı.

Komünist Parti liderliği altında ve kapitalizmi restore etmek isteyenlerle şiddetli bir mücadele içinde, sosyalist sanayi NEP’in yardımıyla hızlıca büyüdü. 1921’deki NEP’e geçiş döneminde, kayıtlı sanayide gayri safi hasılat savaş öncesinin yalnızca %13,8’i idi, 1923’te bu oran %39,1’e, 1924’te %45,5’e, 1925’te ise %75,8’e yükseldi.

Ekim 1923’ten Ekim 1926’ya kadar süren 3 yıl boyunca, devlet-kooperatif sektörünün toplam ticaret cirosu içindeki payı %44’ten %76’ya yükseldi ve kapitalist sektör %41’den %19’a düştü.

1925’te sanayideki sosyalist sektör payı %73,3 olarak hesaplanıyordu, toptan ticarette %87,9, perakende ticarette ise %55,9’du. 1927’den itibaren sosyalist sektörün sanayideki payı %86’ya ulaşmıştı, bu sırada özel tacirlerin perakende ticaretteki payı %35’e, toptan ticarette %5’e düşmüştü.

NEP’in toparlanma döneminde Sovyet sanayisinin yıllık üretim artışı 1921’de %41,1, 1922’de %30,7, 1923’te% 22,9, 1924’te% 14,4, 1925’te% 66,1 oldu.

Lenin tarafından sanayiyi canlandırmak ve piyasanın ekonomik hakimiyetini sağlamak olarak belirlenen görev tamamlanmıştı.

4. NEP’in Özü

Yeni Ekonomi Politikası’nın özünü anlamak istiyorsanız, onun çifte doğasını anlamalısınız.

Bir taraftan bir tür ticaret özgürlüğü anlamına gelmekteydi. Diğer taraftan, bu ticaret özgürlüğü işçi devletinin piyasadaki düzenleyici rolüyle sınırlanıyordu.

NEP bir taraftan kapitalist unsurların canlanmasına izin veriyordu ama diğer taraftan, sosyalist ekonominin inşası ve sınıfların ortadan kaldırılması için sosyalist unsurların kapitalistler üzerindeki zaferi için planlanmıştı.

Ortada kesin bir mücadele varken kapitalizmin ve sosyalizmin eşzamanlı gelişimi, çift taraflı bir süreç olarak gerçekleşti. Kapitalist unsurlar sosyalizm tarafından alt edildi.

NEP’in ihtilaflı doğası sosyalist devlette işsizliğin sürmesine, düzenli krizlerin ve nepmen olarak adlandırılan bir zengin sınıfın ortaya çıkmasına sebep oldu. Devasa bir ekonomik yapıyı yönetme ihtiyacı devlet aygıtının da kaçınılmaz olarak büyümesine neden oldu.

Askeri komünizmden NEP’e geçiş geri bir adım olarak ve umulmadık bir durum olarak yorumlandı ve bu yorum, bir çöküş duygusunun büyümesinde yankı buldu.

Partideki Troçki ve Zinovyev gibi muhalifler, NEP’in eksikliklerine özel olarak odaklanmışlardı. Sovyet iktidarının yozlaşmasının, SSCB’nin kapitalizme kaymasının ve devrimin ölümünün başlangıcı olduğu sonucuna vardılar.

Sorunlara yönelik çözümleri kırsalda aşırı hamlelere girişerek köylülerin işçilere tabi kılınmasını sağlamaktı ki böylesi bir durum işçi sınıfı iktidarının otoritesini zayıflatacak ve yaratılması çok uzun zaman alan bağa zarar verecekti.

Buna karşın, Bolşevikler, savaş cephelerindeki başarılar kadar önemli olan günlük ve rutin ekonomik görevlere yönelik ihtiyacı vurguladılar. Bolşevik Parti teorik olarak NEP’e yönelik muhalif yorumların bütün foyasını ortaya çıkarmakla kalmadı, aynı zamanda Lenin’in yolunun doğruluğunu da pratikte kanıtladı.

İşçi sınıfı ile köylüler arasındaki ekonomik bağın güçlendirilmesi, kulakların köylü yığınlarına önderlik etme girişimlerine ezici bir darbe indirdi.

NEP’in varlığı ekonomik inşada kimin kazanacağı sorusunu gündeme getirdi: sosyalizm mi, kapitalizm mi? Bununla birlikte, proleter devlet özünü korudu ve işçi sınıfının siyasi ve ekonomik gücünü arttırdı.

5. Sonuçlar

Böylece, güvenle söyleyebiliriz ki yeni ekonomi politikası haklılığını kanıtladı.

Sovyet hükümeti, büyük ölçekli sanayiyi, taşımacılığı, bankaları, toprakları, iç ve dış ticareti elinde tutarak konumunu önemli ölçüde güçlendirdi.

İşçi sınıfının yaşam koşulları iyileşti. 1924’te gerçekleştirilen para reformuyla devalüe olan kağıt para yerine rezerv paraya geçildi ve Sovyet devletinin finansal konumu sağlamlaştırıldı.

Devlet ticaretinin ve kooperatiflerin canlandırılması ekonomideki sosyalist biçimlerin oranını arttırdı. Sovyet ticareti özel tacirleri yerinden etmeye başladı. Sovyet hükümetine önemli destek sağlayan köylü ekonomisi de fark edilir ölçüde güçlendi.

Bu politikanın özü Joseph Stalin tarafından berrak bir biçimde açıklanmıştı:

NEP proletarya devletinin özel bir politikasıdır; yönetici mevkiler proletarya devletinin elindeyken kapitalizme izin verilmesini, kapitalist ve sosyalist unsurlar arasındaki mücadeleyi, sosyalist unsurların rolünü kapitalist unsurlar aleyhine güçlendirmeyi, sosyalist unsurların kapitalist unsurlar karşısında zafere ulaşmasını, sınıfların ortadan kaldırılmasını ve sosyalist ekonominin kuruluşunun inşasını amaçlamaktadır”.

Stalin’in tanımı tümüyle ve tamamen tarihin sınavına dayanıyordu.

Sermayenin her yerde hâkimi olduğu ve Komünist Parti’nin yönetim organlarına sızdığı, keskin toplumsal eşitsizliklerin ve oligarkların hüküm sürdüğü kapitalist bir devlete dönüşen Modern Çin’in aksine, Sovyetler Birliği bu tip hatalardan kaçınmayı başardı, kapitalist unsurları işçilerin kontrolünde tuttu ve ardından kapitalizme karşı başarılı bir taarruz başlattı.

Yeni ekonomi politikası “kapitalizmin restorasyonuna” yol açmamasının yanı sıra sosyalizmin inşasını kolaylaştırmayı başardı ve komünistlerin yeni koşullar karşısında doğru taktik kullanmalarının örneklerinden biri oldu.