Marksizm Nedir?

Siyasi ve iktisadi burjuvazi, Marksizmi daha ilk ortaya çıkışından itibaren kendi içine kapalı, zararlı bir tarikat gibi göstermeye çalışmaktadır. Bu sözümona “uzmanlar” Marksizmin ne olduğunu ve ne getirdiğini bile ortaya koyamamaktadır. Haydi bakalım, şu konuyu ele alalım.

Marksizm 19. yüzyılda insanlığın en gelişkin düşüncelerini temel alarak ortaya çıkmış olan, tutarlı ve bilimsel bir dünya görüşüdür. Klasik Alman felsefesini, İngiliz siyasal iktisadını ve Fransız ütopik sosyalizm düşüncelerini bünyesinde taşımaktadır.

Felsefe

Marks ve Engels’in görüşleri Hegel diyalektiğinden – yani doğanın, toplumun ve düşünsel gelişimin ortak yasasının bilgisinden- çokça etkilenmiştir. Ancak Hegel’in diyalektik anlayışı idealizme, yani soyut, maddi-olmayan bir temelden kaynaklanıyordu.

Marks ve Engels bu görüşü reddederek Hegel tarafından ortaya konan felsefeyi materyalist bir temele oturtarak yeni ve tutarlı bir felsefe akımını, diyalektik materyalizmi ortaya koydu.

İnsanı çevreleyen gerçekliğin insan düşüncesi tarafından belirlendiğini öne süren İdealizme karşı, Marksizm, insan varlığının temel belirleyeninin onun bilinci olmadığını, aksine, toplumsal varlığının insanı bilincinin temel belirleyeni olduğunu ispatlamaktadır.

Üstyapının, yani insanlar arasındaki siyasi, kültürel, ideolojik ve diğer tüm ilişkilerin maddi bir temelde, yani insanlar arasındaki üretim ilişkilerinde belirlendiğini ilk olarak Marx ortaya koymuştur.

Filozoflar dünyayı çeşitli şekillerde yorumladılar. Ancak asıl mesele onu değiştirmekti. Marx yalnızca insanlık tarihini anlatmakla kalmadı, tarihi gelişimin itici gücünün ne olduğunu ilke defa ortaya koydu ve toplumların neden şu şekilde değil de bu şekilde geliştiği sorusunun da tarihte yine ilk defa olarak bilimsel yanıtını verdi.

Siyasal İktisat

İktisadi sistem toplumların temeli olduğundan ve siyasal üstyapı da bu sistemde şekillendiğinden dolayı, Marx uzun bir süre bu temeli araştırdı. Başyapıtı olan “Kapital”, modern kapitalist sistemin bir incelemesidir.

Öncelikle emek değer kuramının doğruluğunu ispatlayarak bunu tutarlı şekilde geliştirdi. Emek değer kuramı ilk olarak İngiliz iktisatçılar Adam Smith ve David Ricardo tarafından öne sürülmüştü. Marx her türlü ticari malın, yani emtianın maliyetinin bu emtianın üretimi için gereken toplumsal emeğe bağlı olduğunu gösterdi.

Yani burjuva iktisatçıları şeyler/nesneler arasında ilişki kurarken Marx insanlar arasındaki ilişkileri açığa çıkardı. Marx kapitalizmin tarihsel gelişimini, ticaretin ilk dönemlerinden başlayarak en yüksek biçimine, yani büyük ölçekli sanayi üretimine ulaştığı noktaya kadar takip eder.

Ücret karşılığı çalışan bir işçi, emek gücünü şirket sahiplerine satar. Günlük iş gücünün bir kısmını kendisi ve ailesinin geçim masraflarını karşılamak için harcarken, kalan süredeki çalışmasıyla kapitalist sınıfların servet kaynağı olan artı değeri üretir.

Artı değer ilkesi Marx’ın iktisat kuramının en temel kavramlarındandır.

Sosyalizm

Toplumun iktisadi temelinin asıl niteliklerini araştıran Marx, mevcut durumu tasvir etmekle yetinmemiştir. Toplumsal gelişimin daha sonraki aşamalarda nasıl olacağını tahmin ederek kapitalizmin yerini alacak sosyo-ekonomik yapı olarak komünizmi ve komünizmin ilk aşaması olan sosyalizmi kapitalist kölelik düzenine bir yanıt olarak tanımlamıştır.

Marx ve Engels’ten önce “geleceğin toplumunun” nasıl olacağı birçok düşünür tarafından dile getirilmişti. Ancak onların sosyalizm anlayışı son derece ütopikti. Toplumsal gelişim süreçlerine dair bilimsel bir anlayışa dayanmayan, insanların basitçe mutlu oldukları bir gelecek kurgulamışlardı.

Marx ise kapitalizmin yerine sosyalizmin neden geleceğini, bu değişimin nasıl olacağını ve yeni toplumun temellerinin neler olacağını kanıtlarıyla gösterdi.

İnsanoğlunun tarihini inceleyen Marx, sınıflı toplumlarda toplumsal gelişimi ileri taşıyan gücün sınıf mücadelesi olduğunu saptadı. Burjuvazi toprak sahibi aristokrasi karşısında zafere ulaşmasaydı feodalizmden kapitalizme geçiş asla mümkün olmazdı. Benzer şekilde, işçi sınıfı tekellere karşı zafer kazanmadıkça kapitalizmden sosyalizme geçiş de olanaksızdır. Karl Marx’ın sınıf mücadelesine ilişkin tüm öğretisinin esas meselesi budur.

Toplumun sınıfları arasındaki ayrışmayı ilk kez Marx ortaya koymuş değildir. Ancak Marx, sınıf mücadelesinin olayları tetikleyen en temel itici güç olduğunu, feodal, köleci ve kapitalist biçimlerin çözülemez çelişkilerle dolu olduğunu göstermiş, tüm bu çelişkilerin proletaryanın hakimiyeti aracılığıyla sınıfsız bir toplum oluşturularak bitirilebileceğini ispatlamıştır.

Daha sonraları, Marx ve Engels’in öğretilerinin en iyi öğrencisi olan Vladimir İlyiç Lenin, Marksizmi daha da geliştirerek kapitalizmin yeni koşullarına uyguladı ve proleter sınıf mücadelesi için yeni bir kuram ve taktik geliştirdi.

Marksist-Leninist teoriyle donanan işçi sınıfı kapitalistlerin karşısındaki ana tehdittir; çünkü üretim araçlarının özel mülkiyetini, yani burjuvazinin temelini ancak böyle bir işçi sınıfı tamamen yok etmek ister.

Kapitalistler bu nedenle sosyalizmi kurmaya giden yolda yapılan her türlü hatayı ikiyüzlüce abartarak propaganda haline getirir, bu hataları komünist fikirlerin nesnel yanlışları olarak ilan eder, öte yandan da kapitalizmin ve onun yarattığı çelişkilerin insanoğluna verdiği zararları önemsiz gibi gösterirler.

Tam şu anda bile, milyarlarca insan kapitalist sistemin sonuçlarından mustarip: eziliyor ve sömürülüyor, açlık ve yoksullukla boğuşuyor, doğanın tahribatının sonuçlarıyla baş başa yaşıyor ve sayısız silahlı çatışmanın kurbanı oluyorlar. Kaliteli tıbbi ve eğitim hizmetine ulaşamayan, dahası kendi evi olmayan, bunlar bir tarafa evinde musluktan akan temiz suyu olmayan milyarlarca insan var.

Burjuvalar Marksizmin “eskidiğini” propaganda ediyor. Ama pencereden başınızı çıkarıp baktığınızda, kimi küçük değişiklerle de olsa kapitalizmin tüm doğuştan gelen özellik ve çelişkilerinin hâlâ yüz yıl öncekiyle aynı olduğu görülüyor. Marx ve fikirleri işte tam bu nedenle hâlâ geçerli. Marksist düşünme ve toplumsal dönüşümün Marksist yöntemi işte tam bu nedenle hâlâ geçerli ve gerekli.