Kara kıtanın laneti

Kara Kız (1966) – Ousmane Sembène
Afrikalı yönetmen Ousmane Sembène’nin yaşamöyküsü, eserlerini önemsemek için başlı başına bir nedendir. Fransız sömürgesi Senegal’de doğan Sembène, 1947’de Fransa’ya gider ve Fransa’nın Vietnam’a silah sevkiyatını engelleyen ve askeri başarısızlığının başlıca nedenleri olan grevi örgütleyenlerden biri olur. Bu yıllarda yazmaya başlayan Sembène’nin ikinci romanı dünya çapında dikkat çekince, Sovyetler Birliği’ne davet edilir ve Gorki stüdyolarında yönetmenlik eğitimi alır. 1960’da Senegal’e döndükten sonra sinemaya yoğunlaşır ve ilk filmi Kara Kız’ı 1966’da tamamlar.

Film, bir Fransız küçük burjuva ailenin Senegal’de çocuk bakıcılığını yapan ve Fransa’ya döndüklerinde yanlarına çağırdığı Diouana’nın öyküsünü anlatır. “Kara kız” başta heyecanlıdır: Ülkesindeki sefaletten uzakta, Fransa’nın güney sahillerinin güzelliğini yaşayabileceğini ve ailesine para gönderebileceğini düşünmektedir. Ne var ki, işler böyle gitmez. Bakmak için geldiği çocuklar meydanda yoktur ve evdeki işi hizmetçilik yapmaktan ibarettir. Temizlik, çamaşır, bulaşık işlerinin yanı sıra sürekli azarlanmaktadır. Mesele sadece bu da değildir. Diouana aynı zamanda misafirlere gösterilip hava atmaya yarayan egzotik bir nesnedir; adeta eve ilk geldiğinde uzun uzun baktığı, duvarda asılı olan Afrika stili tahtadan oyma maske gibidir. Filmin sembolojisi açısından çok önemli olan maske Diouana’nın beyaz aileye henüz Senegal’de, ilk maaşını dahi almadan verdiği hediyedir.


Zamanla Diouana köleden farksız olduğunu anlar. Evden dışarı dahi çıkamamakta; giymek istediği güzel giysiler ve ayakkabılar hanımefendi tarafından “hizmetçisin sen” hatırlatmasıyla çıkarttırılmaktadır. Küçük burjuva ailenin gerilimleri ona patlamakta, kocasıyla sorun yaşayan kadın bütün öfkesini Diouana’dan çıkartmaktadır. Kadının iyi çalışmadığını iddia ettiği Diouana’nın yediği yemeğe karışması ve ücretini vermeyen kocasının para göndermiyor olduğu için evinden gelen sitem dolu mektuba kafasına göre yanıt yazmaya kalkışması bardağı taşıran son damla olur. Diouana duvara asılı olan maskeyi alıp odasına çekilir. Kadın maskeyi geri almaya çalıştığında da maskesini vermez. Artık gözünde emeklerinin birikmiş karşılığı da yoktur. Adamın eline tutuşturduğu birkaç banknotu geri verir, eşyalarını gelirken kullandığı valize doldurur, valizi kapatıp üzerine maskeyi yerleştirir ve banyoya gidip kendisini öldürür.

Beyaz aile Senegal’e döndüğünde adam Diouana’nın eşyalarını vermek için ailesinin yaşadığı mahalleye gider. Beyazların yaşadığı bölgeyi şehrin geri kalanından ayıran üstgeçitten geçer ve yoksulluk içindeki mahallede Diouana’nın evini aramaya başlar. Evi bulduğunda Diouana’nın birikmiş ücretini annesine vermek ister ancak kimse parasını almaz. Filmin en çarpıcı sahnesinde adam mahalleyi terk etmek için yürümeye başlar ve Diouana’nın küçük kardeşi maskeyi takıp peşine düşer. Kara Kıta’nın eli açıklığının sembolü olan maske küçük çocuğun yüzünden egzotik bir süs olmaktan çıkar ve kaçarcasına uzaklaşan beyaz adamın peşini bırakmayacak, suçlarının cisimleştiği bir korku nesnesine dönüşür.


Kara Kız, çekildiği tarihte sömürge boyunduruğundan yeni kurtulmuş olan Senegal’in ulusal onuru kadar, yoksul ülkelerin emekçilerinin emperyalist ülkelerin zenginleri tarafından nasıl köleleştirildiğini de muhteşem biçimde yansıtıyor. Filmi izlerken insanın aklına Fransa’daki yüz binlerce göçmenin insanlık dışı çalışma şartları kadar, Türkiye’de zenginlerin evlerine çocuk bakıcısı diye alıp tüm ev işlerini yaptırdığı, sistematik olarak taciz edilen Doğu Avrupalı kadın emekçiler de geliyor. Ulusal sınırları böylesine aşıp tarihsel olanı yakalayabilmesi, Sembène’nin eserinin gücünü gösteriyor.